Hangi şiire başlasam suskunum sana Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun Güneşte kavrulan bir kum tanesi Çatlayan dudaklarım oluyor her gece Yağmura suskun yaşamaya suskun...
ELLERİN... Artık kış geliyor ... Kışlar,soğuklar korkutmuyor beni eskisi gibi Üşümüyorum düşündükçe seni. Biliyorum bir dokunuşunla ısıtır yüreğim yüreğini. Dışarıda kar varmış, evde yemek yokmuş...
Mavi sonbaharlar sunduğun günsüzlüğünde" yağmurlar yağıyordu üstüne üstüne... Gözlerinde başlayan bulutların göçüne eşlik ediyordun bilmeden.. Zamanı yitik takvimsiz gecelerde.. Katran karası saçlarının boynuna doladığı yağlı...
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...Bir yelkenliyim şimdi...
Esaretin olduğum aşktan ayrıl diyorsunNe beni dinliyor ne de bir söz ediyorsunGönlümdeki yerini görmeden gidiyorsunElveda anılara merhaba yalnızlığaKolum da kanadım da sen dediğin sevgiliTutmadı hiç...
Sen, yalnızlığına inat bütün bir geceyi, sevgilinin düşüyle geçirebilir misin? Gelmeyeceğini bile bile, sanki her an kapıdan girecekmiş gibi gözünü kırpmadan sabaha kadar bekleyebilir...
Ayrılık, yarımların acısını bırakır ömrümüzün herhangi bir vaktine. Yaşanılan acı sadece bir sözcüğün sıradanlığına sığdırılmıştır. Oysa o, soluk alıp verilen her dakikada saklıdır. Gecenin karanlığı...
Keşke mümkün olsaydı geçmişi geri döndürmek,keşke mümkün olsaydı sevebilmek hataları ayrım yapmaksızın… Düşününce imkansız gibi görünüyordu geçmişte yapamadığımız Şimdiyse avuçlarımızdan kendi irademizle bıraktığımız bir çok istek.. Şimdi su vermediğim...